Irak seçimleri ve Türkiye

    7 Mart’ta yapılan seçimlerin sonuçları, Irak’ın geleceğine dair umutları artırmış görünüyor. En azından Ankara’dan bakınca görünen tablo budur. Tabii, Ortadoğu coğrafyasında hiçbir şeyin garantisi yoktur ancak yine de ‘ilk resim’ olarak seçim sonuçları Irak’ın tek parça halinde yoluna devam edilebileceğini, sorunların çözümünün ‘makûlde’ aranacağının işareti oldu.
Irak’ın etnik ve mezhebî yapısı, ilk bakışta bölünme senaryolarına güç verir nitelikte görünse de artık herkes, bölünmenin birarada yaşamaktan daha zor ve sancılı olacağını, dahası bunca yıldır bu insanların yaşadığı acılara yeni yeni acılar katacağını görebiliyor.

Artık Irak’taki Sünniler, Şiilerin ülkede ‘çoğunluk’ olduğu gerçeğini kabullendiler, Şiiler ise çoğunluk olmalarının ‘Irak’ın tek hakimi’ olmaları anlamına gelmediğini gördü. Kürtler ise işgal güçleri ile işbirliği yapılarak elde edilecek kazanımların ‘ebedî’ olamayacağını farketmiş görünüyor.

Bütün gruplar, geçen yedi yılda ‘hayatın gerçekleri’ ile tanıştılar.

İyad Allawi, Salih Mutlak ve Tarık El Haşimi gibi isimlerin öne çıktığı ‘Irakiye’ nin (Irak Listesi) seçimlerde gayet başarılı bir performans sergilemesi Ankara’yı ziyadesiyle memnun etmiş durumda. Zira bu grup, içinde Sünni ve Şii halkın önde gelen isimlerinin biraraya gelmesiyle oluşturuldu. Türkiye açısından Şii ve Sünni liderlerin biraraya gelip bir seçim ortaklığına girebilmeleri son derece sağlıklı bir gelişmeydi.

Dahası, seçimlerin bütün provokasyon çabalarına rağmen yapılabilmiş, sayım sonunda yine itirazlara rağmen üzerinde meşruiyet gölgesi olmayan   bir parlamentonun ortaya çıkabilmiş olması   hayati önemdeydi.

Irak’ta sular yıllar sonra yatağında akmaya başlıyor.

Irak toplumu, baskı ve zulüm dönemini, amacı bunu gidermek olmayan bir işgal sayesinde de olsa, geride bıraktı. Bir azınlığın bir çoğunluğa ‘silah zoruyla’ tahakkümü sona erdi. Bu normalleşmenin, ‘normal olmayan yollardan’ sağlanmasıydı.

İşgalin hemen sonrasında ise başka bir ‘anormal durum’ ortaya çıkmıştı. Bu sefer Irak dengelerinde kimi gruplar, nüfuslarının ötesinde bir siyasi güç elde ederken, bir Arap ülkesi olan Irak’ta Sünni Arap unsurlar sistemin bütünüyle dışına itilmişlerdi.

2005 yılı sonunda, Türkiye’nin de muazzam gayretleriyle bu garabet bir ölçüde giderilebilmişse de taşlar tam anlamıyla yerine oturmuş değildi.

7 Mart 2010 seçimleri, Irak’ta hem halkın ve yönetimin ‘öğrenme’ sürecine büyük katkı verdi hem de normalleşme yolunda bir adım daha atılmasını sağladı.

Gerçi hükümet henüz kurulabilmiş değil, sıkı pazarlıklar yapılıyor ancak sonuçta ne olursa olsun, bir hükümet kurulacak.

Geçen yıllar Irak toplumuna ve politik aktörlerine neyin olacağını değilse bile neyin olmayacağını öğretmiş durumda. Irak, parçalı siyasi yapısının bir sonucu olarak bir arada yaşamayı öğreniyor.

Ortada şüphesiz hala paylaşılamayan topraklar ve kaynaklar var. Ancak bir gerçek daha var:

Irak’ın imkanları, Irak’ın potansiyeli bütün Iraklılar için yeterlidir.

Türkiye, yanıbaşındaki komşusunda dengeli bir hükümet kurulması için aktif olarak devreye girmiş görünüyor. Seçim öncesinde olduğu gibi seçim sonrasında da pekçok Iraklı siyasetçi Ankara’ya gelip gidiyor. Yeni hükümet kurma çabalarında Ankara’dan destek isteyen gruplar var.

Bazı temel sorunların aşılmasında Türkiye’nin katkısını istiyorlar.

Türkiye, bugün Irak iç dengelerinde en etkili birkaç ülkeden biridir. Hadi daha açık konuşalım, Ankara, Tahran’dan sonra Bağdat dengelerinde en etkili ikinci başkenttir. ‘Güven’ ve ‘itibar’ sözkonusu olduğunda Irak’taki bütün unsurların güvenini haiz tek ülke Türkiye’dir.

Farklı etnik ve mezhebi gruplardan figürlerin ardarda Ankara’ya gelip gitmesinin sebebi budur.

Nereden nereye...

1 Mart 2003 öncesi ve 20 Mart 2003 sonrasındaki tartışmaları bir hatırlayın.

Irak’taki muhtemel bir parçalanma sürecinin Türkiye’nin kaderini belirleyebileceği korkusu herkese hakimdi.

Geride kalan yedi yıla dönüp baktığımızda alınan mesafeyi görmemek mümkün değil. Irak Türkiye’nin değil, Türkiye Irak’ın kaderini etkileyebilen bir ülkedir ve bunu bizzat Bağdat üzerinden yapabilmektedir.

Gürkan ZENGİN gzengin@stargazete.com

 

Köşe Yazıları

|