AMERİKA’NIN DARBEDEKİ PARMAĞI VE NUMAN BEY’İN GAFI

 

15 Temmuz darbe girişimi,‘darbeye girişenlerin bağlantıları’nın ve
‘darbenin hedefleri’nin apaçık gösterdiği gibi bir Amerikan
operasyonuydu.
Amerika, Tayyip Erdoğan’dan kurtulmak istemiş ama bunu başaramamıştır.
Darbe gecesi Ankara ‘nın Amerika’dan beklediği desteğin, darbenin
âkıbeti belli oluncaya kadar en az üç saat gelmemiş olması bunun daha
o gece ortaya çıkan kanıtlarından biridir. Elbette darbe talimatının
Pensilvanya’dan verilmiş olmasından daha büyük bir ‘Amerikan
bağlantısı’ aramaya da gerek yok.
ABD’nin Türkiye’deki ‘ajan örgüt’ü eliyle oynadığı kart, yasadışı bir
karttır. Uluslararası ilişkilerin karanlık yüzünde büyük aktörlerin
elinde bulunan kartlardan sadece biridir. Ama çok tehlikeli bir
karttır. Amerika bu kartı bir hesap hatası yaparak Türkiye’ye karşı
oynamıştır ama istediği sonucu alamamıştır. Alamadığı gibi bir de
suçüstü yakalanmıştır.
Amerikan yönetimi bu kartı oynayarak ekmeğimize aşımıza el uzatmış,
ülkemizin ve çocuklarımızın geleceğini karartmaya, Türkiye’yi faşizmle
yönetilen bir kukla devlet durumuna sokmaya teşebbüs etmiştir.
Her neyse. Oyunun kuralı bellidir.
Böyle kartlar bir defa kullanılabilir, işe yarar veya yaramaz. Ama
yaramazsa artık o kart artık oyun dışı kalır.
Amerika oyunun devamını istiyorsa, o kartı oyun dışı bırakmak zorunda.
Aksi halde ilişkiler başka bir renk alır, Başbakan Binali Yıldırım’ın
‘işin rengi değişir’ derken kastettiği muhtemelem budur.
Bu işin şakası yoktur, bu işten bir sonuç doğacak, doğmak zorunda. Bu
işin diyeti ödenecek. O diyetin ne olduğu belli.
İngiliz elçi Richard Moore Hürriyet gazetesine verdiği demeçte
'darbenin arkasında ABD yok' demiş ve eklemişti: Gülen-Darbe
bağlantısına dair açıklamaları kabulde zorluk yaşamıyorum ama
darbe-ABD bağlantısını 'çok saçma' buluyorum, Türkçede ‘şıracının
şahidi bozacı’ diye bir söz vardır.
İngiltere’nin MI6 kökenli olduğunu bildiğimiz büyükelçisi Mr. Moore,
zekâmızla alay edenler kervanına böylece katılmış oldu. Cemaat ile
darbe arasında irtibatı kabul eden bir mantığın darbe ile Amerika
arasındaki irtibatı görememesi mümkün müdür?
Bu darbe hamlesinde Amerikan parmağı açıktır. İngilizlerin de
Amerikalıların da anlayacağı bir dille yazalım, burada bir ‘elephant
in the room’ durumu var, bu darbedeki Amerikan parmağı herkesin
bildiği, gördüğü ama ifade etmekten çekindiği bir gerçektir.
Türkiye’nin bir devlet olarak bu konuda sıkı durması gereken günlerden
geçiyoruz.
Devlet ancak ‘sıkı’ durur ve ciddiyetini gösterirse bu konuda
istediği sonucu alabilir.
Tam da bu aşamada Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un Amerika
seyahatinde CNN kanalına yaptığı açıklama bu açıdan bir vahamet
arzediyor. Kurtulmuş, ‘ABD yönetiminin darbe ile bağlantısının
olduğunu düşünmüyoruz’ diyor.
Gerçekten mi?
Burada üç ihtimal var. Birincisi, Numan Bey gerçekten inandığını
söylüyor olabilir, eğer durum buysa Numan Bey’in işi gücü bırakıp
dünyayı daha iyi okumaya çalışmasını tavsiye ederiz. Bu okumalar
tamamlanıncaya kadar da kabineden uzak durması/uzak tutulması memleket
hayrına olacaktır.
İkinci ihtimal şudur: Numan Bey elbette, bu işin arkasında Amerika’nın
olduğunu biliyordur, ancak Washington ile netâmeli bir dönemden
geçilirken Türkiye’nin istediği sonuçları alabilmesinin yolu olarak
Amerika ile diyalog kapılarını kapatmama çabasındadır.
Kusura bakmasın, zaman o zaman değil artık.
Canımıza, varlığımıza, çocuklarımızın geleceğine, devletin
bağımsızlığına kasteden bir aktörle o halin gerektirdiği bir dille
konuşulur, memleket hayrına bir sonuç alınacaksa bu tür zamanlarda bu
hamleyi yapmış aktörle ancak bu şekilde konuşarak o hayırlı sonucu
alırsınız. Ondan sonra ilişkilerde nasıl bir dil gerekiyorsa o dili
kullanırsınız.
Numan Kurtulmuş başka nasıl konuşabilirdi?
Mesela, düşündüğünü/inandığını karşı tarafa ilişkiyi tahrip etmeyecek
bir dille aktarabilir, bunu ‘diplomatik dil’in imkanlarından
yararlanarak yapabilirdi. Tabii böyle düşünüyorsa.
Başbakan Binali Yıldırım bunu yapmıştır.
ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden Ankara’ya geldiğinde ortak basın
toplantısında Yıldırım, Amerika’nın darbeye karıştığına dair
yorumların hatırlatılması üzerine Biden’ın yanında ne demişti:
"Sayın Başkanın açıklamaları bizim için de Türk halkı için de
önemlidir, bunu mutlaka milletimiz değerlendirecektir. Şunu ifade
etmek isterim, Amerikan yönetimi, hem Sayın (Barack) Obama hem Sayın
Joe Biden, açıkça bu darbeyi bugün de bundan önceki dönemde de tasvip
etmediklerini ve demokrasiye yapılan bir hareket olduğunu ifade
etmiştir. Bizim için geçerli olan budur, bunun dışındaki
değerlendirmeler mutlaka halk arasında vardır. Bu bir algıdır, bu
algıyı düzeltmek için zaten buradayız, bir aradayız. Eminim ki bu
terörist başının iadesine yönelik süreçlerin sağlıklı işlemesi
vatandaşlarımızın zihnindeki bu algıyı da kısa sürede olumlu hale
dönüştürecek "
Binali Yıldırım’ın bu cümlelerle ne mesaj verdiğini anlayan anlıyor.
Mesajın asıl özü şuydu: Siz Amerikan yönetimi olarak öyle diyorsanız
öyledir, tamam inanalım, ama durum pek öyle görünmüyor. Buyrun,
gereğini yaparak samimiyetinizi kanıtlayın!
Bu kadar basit.
Numan Bey bunu yapamamıştır.
Numan Kurtuluş, bu konuda İngiliz Büyükelçisi Richard Moore  ile aynı
dili kullanmış, aynı mesajı vermiştir. Bu kabul edilemez.
Bu  cümleler onu bütün kariyeri boyunca takip edecektir.
Gürkan Zengin
07.09.2016 

15 Temmuz darbe girişimi, ‘darbeye girişenlerin bağlantıları’nın ve ‘darbenin hedefleri’nin apaçık gösterdiği gibi bir Amerikan operasyonuydu.
Amerika, Tayyip Erdoğan’dan kurtulmak istemiş ama bunu başaramamıştır. Darbe gecesi Ankara ‘nın Amerika’dan beklediği desteğin, darbenin âkıbeti belli oluncaya kadar en az üç saat gelmemiş olması bunun daha gece ortaya çıkan kanıtlarından biridir. Elbette darbe talimatının Pensilvanya’dan verilmiş olmasından daha büyük bir ‘Amerikan bağlantısı’ aramaya da gerek yok. Ayrıca Suriye ve Irak ile sınırı olan bir NATO ülkesinde tanklarla, savaş uçaklarıyla yönetimi devirme girişiminin Amerika'nın bilgi ve onayı olmadan gerçekleşebileceğine inanmamızı kimse beklemesin. Türkiye'de hangi darbe ABD'nin bilgisi ve onayı dışında olmuştur?  

Uluslararası ilişkilerin karanlık yüzünde bu tür hamleler var. Özellikle büyük aktörlerin hedef ülkelerdeki ajan örgütleri eliyle bu hamleleri yaptığı bilinir. Ama bunlar çok tehlikeli kartlardır. Amerika bu kartı bir hesap hatası yaparak Türkiye’ye karşı oynamış ama istediği sonucu alamamıştır. Alamadığı gibi bir de suçüstü yakalanmıştır.

Amerikan yönetimi bu kartı oynayarak ekmeğimize aşımıza el uzatmış,ülkemizin ve çocuklarımızın geleceğini karartmaya, Türkiye’yi faşizmle yönetilen bir kukla devlet durumuna sokmaya teşebbüs etmiştir.

Her neyse. Oyunun kuralı bellidir.

Böyle kartlar bir defa kullanılabilir, işe yarar veya yaramaz. Ama yaramazsa artık o kart artık oyun dışı kalır.

Amerika oyunun devamını istiyorsa, o kartı oyun dışı bırakmak zorunda.Aksi halde ilişkiler başka bir renk alır, Başbakan Binali Yıldırım’ın ‘işin rengi değişir’ derken kastettiği muhtemelen budur.

Bu işin şakası yoktur, bu işten bir sonuç doğacak, doğmak zorunda. Bu işin diyeti ödenecek. O diyetin ne olduğu belli.

İngiliz elçi Richard Moore Hürriyet gazetesine verdiği demeçte 'darbenin arkasında ABD yok' demiş ve eklemişti: Gülen-Darbe bağlantısına dair açıklamaları kabulde zorluk yaşamıyorum ama darbe-ABD bağlantısını 'çok saçma' buluyorum. Türkçede ‘şıracının şahidi bozacı’ diye bir söz vardır.

İngiltere’nin MI6 kökenli olduğunu bildiğimiz büyükelçisi Mr. Moore, zekâmızla alay edenler kervanına böylece katılmıştı. Cemaat ile darbe arasında irtibatı kabul eden bir mantığın darbe ile Amerika arasındaki irtibatı görememesi mümkün müdür?

Bu darbe hamlesinde Amerikan parmağı açıktır. İngilizlerin de Amerikalıların da anlayacağı bir dille yazalım, burada bir ‘elephant in the room’ durumu var.Bu darbedeki Amerikan parmağı herkesin bildiği, gördüğü ama ifade etmekten çekindiği bir gerçektir.

Türkiye’nin bir devlet olarak bu konuda sıkı durması gereken günlerden geçiyoruz.

Devlet ancak ‘sıkı’ durur ve ciddiyetini gösterirse bu konuda istediği sonucu alabilir.

Tam da bu aşamada Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un Amerika seyahatinde CNN kanalına yaptığı açıklama bu açıdan bir vahamet arzediyor. Kurtulmuş, ‘ABD yönetiminin darbe ile bağlantısının olduğunu düşünmüyoruz’ diyor.

Gerçekten mi?

Burada iki ihtimal var. Birincisi, Numan Bey gerçekten inandığını söylüyor olabilir, eğer durum buysa Numan Bey’in işi gücü bırakıp dünyayı ve özellikle bölgemizdeki gelişmeleri  daha iyi okumaya çalışmasını tavsiye ederiz.  

İkinci ihtimal şudur: Numan Bey elbette, bu işin arkasında Amerika’nın olduğunu biliyordur, ancak Washington ile netâmeli bir dönemden geçilirken Türkiye’nin istediği sonuçları alabilmesinin yolu olarak Amerika ile diyalog kapılarını kapatmama çabasındadır.

Kusura bakmasın, zaman o zaman değil artık.

Canımıza, varlığımıza, çocuklarımızın geleceğine, devletin bağımsızlığına kasteden bir aktörle o halin gerektirdiği bir dille konuşulur, memleket hayrına bir sonuç alınacaksa bu tür zamanlarda buhamleyi yapmış aktörle ancak bu şekilde konuşarak o hayırlı sonucu alırsınız. Ondan sonra ilişkilerde nasıl bir dil gerekiyorsa o dili kullanırsınız.
Numan Kurtulmuş başka nasıl konuşabilirdi?

Mesela, düşündüğünü/inandığını karşı tarafa ilişkiyi tahrip etmeyecek bir dille aktarabilir, bunu ‘diplomatik dil’in imkanlarından yararlanarak yapabilirdi. Tabii böyle düşünüyorsa.
Başbakan Binali Yıldırım bunu yapmıştır.

ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden Ankara’ya geldiğinde ortak basın toplantısında Yıldırım, Amerika’nın darbeye karıştığına dair yorumların hatırlatılması üzerine Biden’ın yanında ne demişti:
"Sayın Başkanın açıklamaları bizim için de Türk halkı için de önemlidir, bunu mutlaka milletimiz değerlendirecektir. Şunu ifade etmek isterim, Amerikan yönetimi, hem Sayın (Barack) Obama hem Sayın Joe Biden, açıkça bu darbeyi bugün de bundan önceki dönemde de tasvip etmediklerini ve demokrasiye yapılan bir hareket olduğunu ifade etmiştir. Bizim için geçerli olan budur, bunun dışındaki değerlendirmeler mutlaka halk arasında vardır. Bu bir algıdır, bualgıyı düzeltmek için zaten buradayız, bir aradayız. Eminim ki buterörist başının iadesine yönelik süreçlerin sağlıklı işlemesi vatandaşlarımızın zihnindeki bu algıyı da kısa sürede olumlu hale dönüştürecek "

Binali Yıldırım’ın bu cümlelerle ne mesaj verdiğini anlayan anlıyor.
Mesajın asıl özü şuydu: Siz Amerikan yönetimi olarak öyle diyorsanız öyledir, tamam inanalım, ama durum pek öyle görünmüyor. Buyrun, gereğini yaparak samimiyetinizi kanıtlayın!
Bu kadar basit.

Numan Bey  maalesef bunu yapamamıştır.

Numan Kurtulmuş'un  bu konuda İngiliz Büyükelçisi Richard Moore  ile aynı dili kullanmış, aynı mesajı vermiş olması olsa olsa bir 'gaf' olarak görülebilir. Zira Amerika üzerindeki baskıyı azaltan içerikte bir açıklamadır bu.

Kaldıki Numan Bey, 'Amerikan yönetiminin darbeyle bağlantısı olduğunu düşünmüyoruz' derken hangi 'biz'den bahsediyor? Mesela kabine arkadaşları Süleyman Soylu ve Bekir Bozdağ acaba bu konuda Kurtulmuş ile aynı görüşte midir, doğrusu merak ediyorum.



Gürkan Zengin

07.09.2016